Yalnızlığın imzası: kahve ve kitap

Beyaz bir fon üzerinde bir fincan kahve ve kitap… Sanki onlar ruhun halini anlatıyormuşcasına paylaşılmış… Peki fotoğraftaki sessiz çığlık ne olacak? Asıl paylaşılan yalnızlık kitapla kahvenin arkasına mı saklanmıştı?

istenilen fotoğrafla biraz dikkat çekip takdir edilmekti… Sosyal yaşantısında bireye verilmeyen değeri sanal yaşantısında kazanmaktı ruhların amacı. Sadece kendini sevmeyi keşfetmesi gereken bir ruhun başka ruhların sevgisine muhtaç hissetmeseydi karede paylaşılan…

yaşamın en yoğun yaşandığı kalabalık şehirlerde mutsuz ve huzursuz hissetmek normal miydi? Yalnızlığımız mı kirlendi? Yalnızlık insanın kendi değerini en iyi anladığı en özel anından nasıl bir lanete dönüştü? Nasıl oldu ya yalnız doğup yalnız ölen insanlık bu hediyeyi lanete çevirip korkar oldu?

bir kitap ve bir fincan kahvenin verdiği huzuru veremeyen insanlara ne zaman bu kadar bel bağladık?

Kendimiz olmayı unuttuk…

Huzuru ve mutluluğu içimizde keşfetmek yerine dış etkenlerde aramaya başladığımızda, benliğimizden ayrılıp bağımlı hale geldiğimizde kendimizi kurban ettik! En özel anımızı yalnızlığımızı kalabalık gürültülere kurban ettik. Mutlululuğun huzurun yüreğimizde olduğunu unuttuk.

başka bedenlerle bütün olacağımıza inandıran masalları okuduk kitaplardan. Yarım kalan ısırıkla bayılan prensesin prens tarafından öpülünce tamamlanacağı işlendi zihinlerimize. Çocukken okuduğumuz kitaplarda yalnızlıktan korkmayı öğrendik ve şimdi yetişkin olarak geri döndük eski dostumuz kitaplara; bizi muhtaç ettikleri bu yalnızlıktan söküp alsınlar diye!

peki topraklarında kahve yetişmeyen bu insanlar yeni dostluklarını nasıl kurdu? Kitaplarda anlatılan uykudan uyandıran iksir, prenslerin dudaklarına sürülen gizem miydi kahve?

Tıkanıyorum, zihnim tıkanıyor kelimeleri akıtırken….

Kahve ve Kitap yalnızlığın imzası….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir